"Geri Dönüş Baskısı Altında Suriyeli Göçmen Kadın, LGBTİ+ ve Çocukların Temel Hak Alanlarına Erişimde Karşılaştıkları Engel ve İhlaller" Raporu
İSTANBUL – Göçmen Mülteci Dayanışma Ağı, İstanbul’da yaşayan
Suriyeli göçmenlerin sağlık, adalet ve eğitim gibi temel hizmet alanlarına
erişimde karşılaştıkları güncel dinamikleri ve yapısal ihtiyaçları inceleyen
akademik raporunu kamuoyuyla paylaşmaktadır: “Geri Dönüş Baskısı Altında
Suriyeli Göçmen Kadın, LGBTİ+ ve Çocukların Temel Hak Alanlarına Erişimde
Karşılaştıkları Engel ve İhlaller – İstanbul’da ‘Öteki’ Olmanın Panoraması:
Sağlık, Adalet ve Eğitim Alanlarında Nitel Bir İnceleme.”
Rapor, özellikle 2024 yılı sonrasında bölgesel ve
idari gelişmelerin ardından ivme kazanan yeni düzenlemelerin, sığınmacıların
gündelik yaşamları ve toplumsal uyum süreçleri üzerindeki etkilerini nesnel ve
nitel bir araştırma metodolojisiyle mercek altına almaktadır. İstanbul
genelinde gerçekleştirilen yaklaşık 50 derinlemesine mülakata dayanan bu
çalışma, hem göçmen topluluğunun refahı hem de ev sahibi toplumun huzuru
açısından acilen çözülmesi gereken hassas alanlara ışık tutmaktadır.
Değişen Göç
Dinamikleri ve İdari Düzenlemelerin Etkileri
Resmi verilere göre Türkiye’deki geçici koruma
altındaki Suriyeli nüfusu 3,7 milyondan 2,9 milyona gerilemiştir. Yaklaşık 700
binden fazla kişinin geri dönüş süreçleri resmi makamlarca "gönüllülük
esasına dayalı" olarak yürütülse de sahadan alınan veriler; mekânsal
kısıtlamalar, adres kayıt güncellemelerinde yaşanan bürokratik zorluklar ve
yasal belirsizlikler nedeniyle sığınmacıların kendilerini bir güvencesizlik
sarmalı içinde hissettiklerini göstermektedir. Bu durum, göçmenlerin uzun
vadeli uyum planlaması yapmalarını zorlaştırmaktadır.
Sosyal Hizmet
Alanlarındaki Mevcut Tablo ve İhtiyaçlar
Saha araştırmasından elde edilen bulgular; özellikle
kadınlar, çocuklar ve belirli dezavantajlı grupların temel sosyal hizmetlere
erişimde kısıtlılıklar yaşadığını ortaya koymaktadır:
- Sağlık Hizmetleri: Son
dönemde sığınmacıların Aile Sağlığı Merkezleri’nden (ASM) Göçmen Sağlığı
Merkezleri’ne (GSM) yönlendirilmesi ve getirilen katkı payı/ücretlendirme
uygulamaları, yoksulluk sınırındaki pek çok ailenin koruyucu sağlık
hizmetlerine (gebe takibi, aşılama vb.) ve düzenli ilaçlara erişimini
zorlaştırmaktadır. İstanbul’daki GSM sayısının nüfusa oranla yetersiz
kalması, bazı durumlarda kişileri kayıt dışı ve denetimsiz sağlık
arayışlarına itebilmektedir. Bu durumun esnetilmesi, kapsayıcı bir halk
sağlığı politikasının sürdürülebilirliği açısından önem arz etmektedir.
- Adalete Erişim ve Kadınların Korunması: Sosyal ve
ekonomik imkanları kısıtlı olan, dil bariyeri ve sınır dışı edilme kaygısı
taşıyan göçmen kadınlar, aile içi şiddetle karşılaştıklarında adli
mekanizmalara ve kolluk kuvvetlerine başvurmakta çekinceler yaşamaktadır.
Koruma mekanizmalarına erişimde yaşanan bürokratik kaygılar, şiddet
mağduru kadınların yasal haklarını aramasını zorlaştırmakta ve
kırılganlıklarını artırmaktadır.
- Eğitim Alanı ve Akran İlişkileri: Rapor,
okul çağındaki çocukların eğitim kurumlarında zaman zaman akran zorbalığı
ve dışlanma gibi psiko-sosyal sorunlarla karşılaştığını belgelemektedir.
Eğitim idarecilerinin ve rehberlik servislerinin bu alandaki
müdahalelerinin güçlendirilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, okuldan uzaklaşan
gençlerin toplumsal entegrasyonu sekteye uğrayarak kayıt dışı alanlara
kayma riski doğmaktadır.
- Geri Gönderme Merkezleri (GGM): İdari
gözetim süreçlerinin yürütüldüğü bu merkezlerde, kapasite yoğunluğundan
kaynaklanan insani ve lojistik ihtiyaçların optimize edilmesi, kişilerin
hukuki danışmanlık ve nitelikli tercümanlık desteğine kesintisiz
ulaşabilmesi, uluslararası hukukun temel prensiplerinin korunması
açısından kritik bir gerekliliktir.
Ortak Yaşam ve
Yapıcı Çözüm Çağrısı
Göçmen Mülteci Dayanışma Ağı olarak, göç politikasının yalnızca güvenlik ve idari kısıtlamalar üzerinden değil, "insani güvence" ve "karşılıklı toplumsal uyum" odaklı yürütülmesi gerektiğine inanıyoruz. Yasa yapıcılara, yerel yönetimlere ve sivil topluma çağrımız; sağlık ve eğitime katılımın önündeki mali/bürokratik engellerin hafifletilmesi, adli yardım mekanizmalarının göçmen kadın ve çocukları kapsayacak şekilde güçlendirilmesi ve idari gözetim süreçlerinin şeffaf bir şekilde denetlenmesidir. Hem sığınmacıların haklarının korunması hem de ev sahibi toplumun sosyal istikrarı, ancak yapıcı ve dengeli politikalarla mümkün olacaktır.
Göçmen Mülteci Dayanışma Ağı
Rapor PDF formatında sayfa altında bulunan "Dökümanlar" bölümündedir.