Mahpusların Yaşam Hakları Korunmalı Ve Tecrit Uygulamalarından Derhal Vazgeçilmelidir
Mahpusların
günde yalnızca 1 veya 2 saatliğine havalandırmaya çıkabildiği, kamuoyunda "kuyu
tipi hapishaneler" olarak da adlandırılan YGC, Y ve S tipi hapishaneler;
mahpusların fiziki ve psikolojik sağlığını ağır biçimde tehdit etmektedir.
Bu
hapishanelerde tutulan mahpuslarda uyaran sayısındaki azalmaya bağlı olarak
algıda zayıflama, sürekli yalnızlığa bağlı olarak bunalım hissi ve uzun süre
dar bir alanda kalmaktan kaynaklı olarak göz bozuklukları gelişebilmektedir.
Mahpusların hücrelerinde bulunan havalandırma penceresine çekilen fens teli
ancak bir kalem ucunun girebileceği genişliktedir. Bu nedenle hücrede hava
sirkülasyonu da bulunmamaktadır.
YGC, Y
ve S tipi hapishaneler fiziki şartları ile ağırlaştırılmış tecridin
derinleştirildiği hapishanelerdir. Bu hapishaneler bilinçli olarak şehir
merkezlerinden uzak yerlere inşa edildiklerinden aynı zamanda birer doğal
mahrumiyet bölgesidir. Yine bu tip hapishaneler mahpusların kendi aralarındaki
iletişimlerinin en aza indirildiği; mahpusların iradelerine yönelik
saldırıların en tipik örneklerinin sergilendiği kapatma mekanlarındandır.
5275
sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 9. maddesine
göre; eylem ve tutumları nedeniyle hapishane idaresinin sakıncalı gördüğü her
mahpus tehlikeli “mahkum statüsüne” alınabilmektedir. Bunun sonucu olarak
yaşına ve hastalıklarına bakılmadan mahpuslar YGC, S ve Y tipi hapishanelere
sürgün edilmektedirler.
Antalya
Yüksek Güvenlikli (YGC) Hapishanesi’nde tutulan Tahsin Sağaltıcı, Gürkan
Türkoğlu ve Hüseyin Özen; YGC, Y ve S tipi hapishanelerin kapatılması ve sevk
taleplerinin karşılanması talepleriyle süresiz açlık grevindedirler.
Süresiz açlık grevinin 266. gününde olan Tahsin Sağaltıcı
40 kilonun altına düşmüştür. Dilinde yaralar oluşmaya başlayan Sağaltıcı’nın
ayaklarında ciddi yanmalar vardır ve açlık grevinde günlerin ilerlemesi
nedeniyle ciddi hafıza sorunları yaşamaktadır.
Süresiz açlık grevinin 266. gününde olan, avukat görüşüne
dahi sandalyeyle çıkartılabilen Gürkan Türkoğlu’nun parmak uçlarında yanmalar
ve ayaklarında his kaybı bulunmaktadır. Diz kapağında iltihaplanmalar olan
Türkoğlu, sürekli biçimde ateşlenmektedir.
Süresiz açlık grevinin 247. Gününde olan, 57 yaşındaki
mahpus Hüseyin Özen’in kafasında ve bacaklarında yaralar oluşmuş; avukat
görüşüne tekerlekli sandalyeyle çıkabilmekte, burun kanamaları ve denge sorunu
yaşamaktadır.
Tahsin
Sağaltıcı, Gürkan Türkoğlu ve Hüseyin Özen 10.04.2026 tarihinde gözlem altında
tutulacakları gerekçesiyle Antalya Şehir Hastanesine sevk edilmişlerdir ve
halen de hastanede “gözetim altında” tutulmaktadırlar. Mahpuslar 12 gündür
iradeleri dışında tutuldukları hastanede tekli odalarda refakatçisiz şekilde
bekletilmekte; bütün ihtiyaçlarını tek başlarına karşılamak zorunda
bırakılmaktadırlar. Bu durum mahpusların sağlık durumlarının daha da
ağırlaşmasına neden olmaktadır. 20 Nisan
2026 tarihinde mahpusların tutulduğu hapishanede gerçekleştirilen görüşmelerde;
mahpuslardan Gürkan Türkoğlu’na bilinci kapandığı gerekçesiyle tıbbi müdahale
yapıldığı, bilinci yerine gelen mahpusun tedaviyi reddettiği ve gözlem altında
tutulmaya devam edildiği tespit edilmiştir. Mahpusların sağlık durumları
giderek kötüleşmektedir.
Mahpusların
hastanede tutuldukları koşullar tıpkı hapishanede tutulma koşulları gibi tecrit
uygulamasının bir yansımasıdır. Mahpuslar ihtiyaçlarını tek başlarına
giderememektedirler. Mahpuslarla hastanede gerçekleştirilen avukat görüşünde;
mahpusların tek başına ayağa kalkamadıkları, sese ve ışığa karşı hassasiyet
geliştirdikleri, konuşmada zorluk yaşadıkları, hafızalarının ciddi anlamda
gerilediği ve ciddi halsizlik yaşadıkları gözlemlenmiştir. Ayrıca hastanedeki
avukat görüşü; telefon kabininde, arada cam ve sık demir parmaklıklar varken
telefon aracılığıyla yapılabilmiştir.
Mahpusların
acil refakatçi ihtiyaçları vardır ancak savcılığa yapılan refakatçi başvuruları
günlerdir cevaplanmamış ve sürüncemede bırakılmaktadır. Mahpusların
refakatçisiz bir şekilde hastanede tekli odalarda tutulmaları hem sağlıkları
açısından hem de sahip oldukları yasal hakların kullandırılmaması açısından
ciddi bir sorun teşkil etmektedir.
Mahpusların
hastanede tutulma koşullarına dikkate çekmek ve taleplerinin karşılanmasını
talep eden aileleri ise geçen hafta görüş gününde hastane önünde gözaltına
alınmış; ancak bir gün sonra görüş saati geçtikten sonra serbest
bırakılabilmişlerdir. Mahpusların aileleri üzerinde sürdürülen gözaltı
baskısını da kabul etmediğimizi ifade etmek istiyoruz.
Mahpusların
sağlık durumları kritik bir eşiğe ulaşmıştır. Mahpusların kabul edilebilir
taleplerini görmezden gelen yetkililer; ileride yaşam hakkı başta olmak üzere
bütün gelişebilecek kötü sonuçlardan sorumludurlar.
Adalet
Bakanlığına, Sağlık Bakanlığına, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’na ve Antalya
Şehir Hastanesi Başhekimliğine şu çağrılarda bulunuyoruz;
- Gürkan
Türkoğlu, Tahsin Sağaltıcı ve Hüseyin Özen’in hastane sürecinde aile üyelerinden
bir kişinin refakatçi olarak yanında bulunma talebinin, aile hayatına
saygı hakkı ve etkili destek alma ihtiyacı gözetilerek derhal kabul
edilmesini,
- Mahpusların
sağlık durumuna ilişkin ailelerinin ve avukatlarının gecikmeksizin
bilgilendirilmesini; mahpusların avukatlarıyla gizlilik, mahremiyet ve
savunma hakkı ilkelerine uygun koşullarda görüşebilmesinin güvence altına
alınmasını,
- Mahpusların
bağımsız hekimler ve/veya bağımsız hekim heyetleri tarafından ziyaret
edilmesi ve sağlık durumlarının değerlendirilmesinin sağlanmasını,
- Mahpusların
sevk taleplerinin yerine getirilmesini ve tutuldukları tecrit koşullarının
sona erdirilmesini; tıbbi süreçlerde kişilerin açık iradesine, insan
onuruna ve bedensel bütünlüğüne saygı gösterilmesini,
- Mahpus
hakları konusunda insan hakları temelli çalışmalar yürüten sivil toplum
örgütleriyle işbirliği yapılmasını,
- Hapishanelerde
devam ettirilen tecrit uygulamalarından derhal vazgeçilmesini ve tecrit
koşullarını protesto etmek amacıyla açlık grevi eylemini sürdüren mahpusların
taleplerinin dikkate alınmasını talep ediyoruz.
Bu talepler kabul edilmeli, mahpusların yaşam hakları
korunmalı ve tecrit uygulamalarından derhal vazgeçilmelidir.
İNSAN HAKLARI DERNEĞİ
MERKEZİ HAPİSHANE KOMİSYONU