Logo
İnsan Hakları Derneği
Sinan Üstev için Ortak Basın Açıklaması

Tekirdağ 2 Nolu T Tipi Kapalı Hapishanesi’nde yaşamını yitiren Roman mahpus 26 yaşındaki üç çocuk babası Sinan Üstev’in ölümüne ilişkin açılan soruşturma şüpheleri gidermekten uzak bir şekilde ilerlemektedir. Sinan Üstev’in ailesinin talebi üzerine dosya, Romani Godi Derneği tarafından takip edilmeye başlanmıştır. Ancak mevcut soruşturmanın olayın maddi gerçeğini ortaya çıkaracak şekilde yürütülmediğine dair ciddi kaygılar bulunmaktadır. Bu basın açıklaması, Sinan Üstev’in hapishanedeki sürecini, maruz kaldığı muameleleri, ölümünün öngörülebilir ve önlenebilir olduğunu ve sürece dair eksiklikleri kamuoyuna aktarmak amacıyla hazırlanmıştır.

Sinan Üstev’in hapishanedeki süreci, ölümünün tamamen öngörülebilir ve önlenebilir olduğunu göstermektedir. 20 Ekim 2025 tarihinde, Sinan Üstev’in Karatepe Açık Ceza İnfaz Kurumu’ndan firar ettiği iddiası üzerine hakkında işlem başlatılmıştır. Ancak bu süreçten kısa süre sonra, 27 Ekim 2025 tarihinde, Sinan Üstev’in bulunduğu C-16 koğuşunda jilet yutmak suretiyle kendine zarar verdiği resmi kayıtlarla belgelenmiştir. Bu olay, Sinan Üstev’in intihar riski taşıdığını ve psikolojik olarak kırılgan bir durumda olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Hapishane idaresi tarafından kayıt altına alınan bu olay, disiplin soruşturmasına konu edilmiş ve mahpusun ruhsal durumunun göz ardı edilemeyecek kadar ciddi olduğu anlaşılmıştır.

30 Ekim 2025 tarihinde hapishane müdürlüğü tarafından Sinan Üstev’e savunma istem yazısı tebliğ edilmiş; 6 Kasım 2025 tarihinde Çorlu İnfaz Hâkimliği tarafından mahpus hakkında firar ettiği gerekçesiyle 11 günlük hücre cezası uygulanmasına karar verilmiştir. 8 Aralık 2025 tarihinde ise jilet yuttuğu için Sinan Üstev 1 ay süreyle ziyaretçi kabulünden yoksun bırakılmıştır. Bu süreç boyunca Sinan Üstev, 8 Aralık 2025 tarihli savunma dilekçesinde psikolojik olarak iyi olmadığını açıkça ifade etmiştir.

Burada kritik nokta şudur: intihar riski bulunan, kendine zarar geçmişi olan ve psikolojik olarak kırılgan bir mahpusun hücre cezasına tabi tutulması, uluslararası insan hakları standartları ve tıbbi özen yükümlülükleriyle açıkça çelişmektedir. Hücre cezası, mahpusun izolasyona alınması ve yalnız bırakılması anlamına gelmektedir.

Ancak Sinan Üstev’in durumu, hem Birleşmiş Milletler Mahpuslara Muameleye Dair Asgari Standart Kuralları (Mandela Kuralları) hem de ceza infaz hukukunun temel ilkeleri çerçevesinde, kendisine hücre cezası uygulamasının riskli ve tehlikeli bir karar olduğunu göstermektedir. Mandela Kuralları, psikolojik olarak kırılgan ve kendine zarar riski taşıyan mahpusların tecrit ve hücre cezaları altında tutulamayacağını açıkça belirtmekte; uzun süreli ve denetimsiz tecritin işkence veya insanlık dışı muamele niteliği taşıyacağını vurgulamaktadır.

11 günlük hücre cezasının infaz süreci ise Sinan Üstev’in ölüm riskini artıran en kritik unsurdur. Hücre cezasının infazının 5. veya 6. gününe denk gelen 25 Aralık 2025 tarihinde, Sinan Üstev’in intihar ettiği ve bu yüzden vefat ettiği iddia edilmektedir. Daha önce kendine zarar eylemi geçmişi olan ve psikolojik olarak kırılgan bir mahpusun, ceza süresi boyunca tek başına hücrede tutulması ve gerekli özel gözetimin sağlanmaması ölüm riskini doğrudan artırmıştır. Bu bağlamda, hücre cezasının uygulanması, idari ve tıbbi olarak ciddi bir ihmal niteliği taşımaktadır.

Olayda ayrıca kritik bir unsur, “hücrede kalabilir” raporudur. Kendine zarar geçmişi olan, intihar riski taşıyan ve psikolojik olarak kötü durumda olduğunu beyan eden bir mahpus hakkında bu raporun verilmesi, tıbbi özen yükümlülüğüne ve mesleki standartlara açıkça aykırıdır. Bu raporun, ölüm sonucuyla bağlantısının ve etkisinin kapsamlı biçimde değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu çerçevede ilgili sağlık personelinin sorumluluğunun, hem idari hem de cezai boyutlarıyla etkili bir şekilde incelenmesi önem taşımaktadır. Türk Tabipleri Birliği’nin de sürece dahil olarak gerekli değerlendirmeyi yapması gerekmektedir.

17 Mart 2026 tarihinde, Romani Godi Derneği’nden iki avukat temsilcimiz, Sinan Üstev’in yaşamını yitirdiği Tekirdağ 2 Nolu T Tipi Hapishanesini ziyaret etmiş ve hapishane müdürü ile görüşmüştür. Görüşmede müdür, Sinan Üstev’in ailevi sebeplerden dolayı intihar ettiğini, kötü muamele veya işkence uygulanmadığını ve mahpusun iyi halli olduğunu ifade etmiştir. Ancak bu açıklamalar, Sinan Üstev’in daha önceki kendine zarar eylemleri ve yüksek intihar riskini görmezden gelmektedir.

Görüşmenin ardından dosya savcısı ile yapılan görüşmede, Sinan Üstev’in ölmeden önce yazdığı iddia edilen mektupların bilirkişiye gönderildiği belirtilmiş; ancak mevcut mektuplar eksik ve tam olarak taranmamış olduğundan, bu metinleri mahpusun yazıp yazmadığı hâlen tespit edilememiştir. Dosyada hâlen eksik olan deliller arasında Sinan Üstev’in infaz ve sağlık dosyalarının tamamı, olay öncesi ve günü kamera kayıtlarının ham ve tam hâli, sosyal faaliyet ve gözlem raporları ile olay günü veya öncesinde kendisiyle aynı alanı paylaşan mahpuslar ve görevli personelin ifadeleri bulunmamaktadır. Bu eksiklikler, olayın maddi gerçeğinin ortaya çıkarılmasını ciddi biçimde engellemektedir.

Tüm bu veriler ışığında, Sinan Üstev’in ölümü öngörülebilir ve önlenebilir nitelikte bir ölüm olarak değerlendirilmektedir. Kamu makamlarının yükümlülüğü, risk altındaki bir mahpusu cezalandırmak değil, korumak, gözetmek ve gerekli tedaviye yönlendirmektir.  Ancak somut olayda bu yükümlülüğün gereği gibi yerine getirilmediğine işaret eden ciddi bulgular bulunmakta; risk altındaki bir mahpusun izolasyon koşullarında tutulmasının bu sürece etkisinin kapsamlı biçimde değerlendirilmesi gerekmektedir.

Başta Adalet Bakanlığı olmak üzere tüm yetkililere çağrımız şudur: Devam eden soruşturma, tüm sorumluluk zincirini ortaya çıkaracak şekilde bağımsız, tarafsız ve etkili bir şekilde yürütülmeli; tüm deliller eksiksiz şekilde toplanmalı ve değerlendirilmelidir. Hapishane idaresi ve ilgili sağlık personeli başta olmak üzere sorumluluğu bulunan tüm kamu görevlileri hakkında gerekli idari ve adli işlemler derhal başlatılmalıdır.

Sinan Üstev’in ailesi ve kamuoyu için adalet sağlanana kadar sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz.

 

İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi

Romani Godi

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST)