Logo
İnsan Hakları Derneği
CEZASIZLIK KADIN CİNAYETLERİNİN NEDENİ OLMAYA DEVAM EDİYOR

Uzun zamandır erkek şiddetine ve istismarına karşı mücadele eden Fatma Nur Çelik ve kızı Hifa İkra’nın ölü bedenlerinin İstanbul Zeytinburnu sahilinde bulunması hepimizi derin bir üzüntüye boğmuştur.

Fatma Nur Çelik, yıllar önce Ayhan Şengüler isimli ve bir hizmet vakfı sorumlusu olduğu iddia edilen kişi tarafından cinsel saldırıya uğramış; ardından küçük yaşta bu kişiyle evlenmek zorunda bırakılmıştır. Hifa İkra isimli kız çocuğunu dünyaya getiren Fatma Nur Çelik’in kızı, henüz 3 yaşındayken öz babası tarafından cinsel istismara maruz kalmıştır. Bu ağır suç, Hifa İkra’nın 6 yaşında bir arkadaşına anlatmasıyla ortaya çıkmıştır.

O tarihten itibaren Fatma Nur Çelik, hem kendisinin hem de kızının maruz kaldığı istismar ve şiddete karşı büyük bir mücadele yürütmüştür. Adliye önünde nöbet tutmaya kadar varan bu hak arayışı, kamuoyuna sesini duyurma ve yardım talebinde bulunma çabasıdır. Ancak ne yazık ki, örneklerini defalarca gördüğümüz üzere, Fatma Nur Çelik ve kızı Hifa İkra’nın korunmasında ciddi ihmaller yaşanmıştır. Bu ihmaller Fatma Nur Çelik’i güvencesiz ve korumasız bir yaşamın içine itmiştir.

Fatma Nur Çelik ve kızı Hifa İkra’nın ölümü şüphelidir. Olayın derhal “intihar” olarak değerlendirilmesini kabul etmiyoruz. Bu olay, son bir yıl içinde meydana gelen yüzlerce şüpheli kadın ölümünden yalnızca biridir. Yetkili ve sorumlu makamlar koruma yükümlülüklerini yerine getirmiş olsaydı, Fatma Nur Çelik ve Hifa İkra bugün hayatta olabilirdi. Kaldı ki Fatma Nur Çelik son açıklamasında “intihar derlerse inanmayın” diyerek içinde bulunduğu durumu dile getirmiştir.

Bu ölümlerde başta yargı makamları olmak üzere görevini yerine getirmeyen tüm birimler sorumludur. Olayın intihar olduğu varsayılsa dahi, bu intiharın ardında erkek şiddeti gerçeği bulunmaktadır. Bu ölümün arkasında cezalandırılmayan erkek şiddeti ve cezasızlık politikası vardır.

Coğrafyamızda kökleşmiş erkek egemen, militer ve feodal değer yargıları; kadına ve kız çocuklarına yönelik şiddetin başlıca nedenlerindendir. Toplumsal cinsiyet eşitliği tartışmalarını dahi engelleyen siyasal irade, yaşanan bu vahim sonuçlar karşısında sorumluluğunu yeniden düşünmeli; kadına yönelik şiddetle mücadelede etkili ve acil önlemleri hayata geçirmelidir. Bu önlemlerin başında, Türkiye’nin çekildiği İstanbul Sözleşmesi’ne geri dönülmesi gelmektedir.

İnsan hakları savunucusu kadınlar olarak Fatma Nur Çelik ve kızı Hifa İkra’nın ölümünden duyduğumuz büyük üzüntüyü kamuoyuyla paylaşıyor; olayın tüm yönleriyle, bağımsız ve etkin bir şekilde soruşturulmasını talep ediyoruz.

 

İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Kadın Komisyonu