Hatice Onaran Derhal Serbest Bırakılsın Hasta Mahpuslara Özgürlük
İnsan
hakları savunucusu Hatice Onaran, 2024 yılının Ekim ayından bu yana Gebze Kadın
Kapalı Hapishanesinde tutulmaktadır. Hatice Onaran hakkında İstanbul 13. Ağır
Ceza Mahkemesi tarafından “Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkındaki Kanuna
Muhalefet” iddiasıyla yargılama gerçekleştirilmiş ve 4 yıl 2 ay hapis cezası
verilmiştir.
Hatice
Onaran, uzun yıllardır insan hakları mücadelesi yürüten ve İnsan Hakları
Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane komisyonun aktif bir üyesidir. Hatice
arkadaşımız barışçıl ve meşru insan hakları faaliyetleri kapsamında hasta ve
yoksul mahpuslarla sürekli dayanışma içerisinde olmuş; mahpusların temel
ihtiyaçlarının karşılanmasına destek vermiştir.
Mahkûmiyet
kararına gerekçe yapılan eylem ise hapishanede bulunan, aralarında eski eşinin
de olduğu 10 hasta mahpusa 200 TL, 250 TL, en yüksek 450 TL gibi küçük
miktarlarda para yatırmış olmasıdır. Hapishanedeki birçok mahpus yoksul
ailelere mensuptur ve bu paralarla kantinden temel ihtiyaçlarını (ekmek, su,
kahvaltılık ve kişisel bakım ürünleri) karşılamaktadırlar.
Oysa
yürürlükteki mevzuata göre mahpuslar adına ceza infaz kurumu hesaplarına
yatırılan paraların kullanımı ve tasarrufu tamamen hapishane idaresinin
denetimi ve yetkisi altındadır. Kullanımı sıkı biçimde düzenlenmiş ve idarenin
kontrolünde olan bu tür ödemelerin yargılamaya konu edilerek; “terörün
finansmanı” olarak değerlendirilmesi hukukun keyfi ve amacından sapmış biçimde
uygulanması anlamına gelmektedir.
Ayrıca
6415 sayılı Kanun’un amacı ve ruhu dikkate alındığında, bireysel insani
dayanışma kapsamında yapılan ve hapishane idaresinin denetiminde harcanan bu tür
küçük tutarlı yardımların kanunun kapsamına sokulması açık bir ölçüsüzlük
teşkil etmektedir. Hatice Onaran, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasıyla,
Türkiye Cumhuriyeti’ne bağlı bir hapishanenin resmi hesaplarına, tamamen şeffaf
biçimde para yatırmıştır. Ortada gizlilik, örgütsel talimat ya da yasa dışı bir
finansal ağ söz konusu değildir. Ancak bugün mesele yalnızca hukuki tartışma
değildir. Hatice Onaran’ın sağlık durumu hayati risk taşımaktadır.
Onaran’ın
kolon kanseri öyküsü bulunmaktadır ve %79 oranında engelli raporuna sahiptir.
Hapishaneye konulmasının ardından düzenli tedavi ve kontrolleri aksamış; sağlık
durumu kötüleşmiştir. Son yapılan PET taramasında karın bölgesinde yeni
lezyonlar (nodüller) tespit edilmiştir. Türkiye İnsan Hakları Vakfı bünyesinde
Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Ümit Biçer’in ön değerlendirmesine göre, kanserin
nüksettiği ve mevcut hapishane koşullarının yaşamı tehdit eden bir durum
oluşturduğu belirtilmiştir.
Kesin
tanı amacıyla 5 Ocak 2026 tarihinde biyopsi yapılmıştır. Ancak hastaneye sevk
ve geri dönüş koşulları, kanser hastası ve ağır engelli bir kişi açısından son
derece ağır ve insan onuruna aykırıdır. Hatice arkadaşımız, hapishaneye bir
saatten fazla uzaklıktaki Kocaeli Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk
edilmiş; biyopsi sonrası ağrı içinde olmasına rağmen kelepçeli biçimde
bekletilmiş ve ring aracında tutulmuştur. Bu koşullar, ağır hasta bir mahpus
için kabul edilemezdir.
Hatice
ONARAN ile ilgili sağlık durumu nedeniyle infazının ertelenmesi ile ilgili iki
başvuru yapılmıştır. İlk infaz erteleme başvurusu reddedilmiş; ikinci infaz
erteleme başvurusu ile ilgili halen bir karar verilmemiştir. İnsan Hakları
Derneği ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı tarafından Adalet Bakanlığı ve hapishane
idaresine yapılan başvurular ise bugüne kadar olumlu bir sonuç doğurmamıştır.
Birleşmiş Milletler’in Mahpuslara
Muameleye İlişkin Asgari Standart Kuralları (Nelson Mandela Kuralları) açık
hüküm içermektedir:
- Kural
24: Mahpusların sağlık hizmetlerinden toplumla eşit
standartlarda ve ayrımcılık olmaksızın yararlanması devletin
sorumluluğundadır.
- Kural
27: Cezaevleri acil durumlarda derhal tıbbi bakım
sağlamalı, uzman tedavi gerektiren durumlarda mahpuslar uygun sağlık kurumlarına
sevk edilmelidir.
Hatice
Onaran’ın tutulduğu hapishanede yeterli sağlık altyapısı bulunmamaktadır.
Hastaneye sevk koşulları ise kanser tedavisi gören bir hasta için uygun
değildir. Nitekim Onaran’a önleyici kemoterapi tedavisi başlanmış ve ilk kemoterapi
10 Şubat 2026 tarihinde uygulanmıştır. Kemoterapi sırasında Hatice ONARAN’ın
kelepçeli bir şekilde tutulduğu; bu sürecin yaklaşık üç buçuk saat sürdüğü ve
bu sırada hasta mahremiyetine aykırı bir şekilde jandarma personelinin de
tedavi sırasında dışarı çıkmadığı Hatice ONARAN tarafından son avukat görüşünde
aktarılmıştır.
Türkiye’nin
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. (yaşam hakkı) ve 3. (işkence ve kötü
muamele yasağı) maddeleri kapsamındaki yükümlülükleri dikkate alındığında,
mevcut koşullar ciddi hak ihlali riski doğurmaktadır. Yetkili makamların
gerekli önlemleri almaması halinde yaşam hakkının ihlali söz konusu
olabilecektir. Bu nedenlerle hasta mahpus Hatice ONARAN’ın hayatı risk
altındadır.
Hatice
ONARAN hakkında gerçekleştirilen infaz erteleme başvurusunun derhal kabul
edilmesi; gerekli sağlık raporlarının ivedilikle alınması ve tahliyesinin
sağlanması hem iç hukuk hem de Türkiye’nin taraf olduğu mahpusların haklarını
güvence altına alan uluslararası sözleşmeler gereğince zorunludur.
İnsan
Hakları Derneği Merkezi Hapishane komisyonu olarak bir kez daha Hatice
arkadaşımız ve bütün hasta mahpusların serbest bırakılması için yetkililerin
sorumlu davranmasını talep ediyoruz.
İnsan Hakları Derneği Merkezi Hapishane Komisyonu
