SANAT ÖZGÜRLÜĞÜ KEYFİ YASAKLARLA SINIRLANDIRILAMAZ
Akit Gazetesi’nin “Şeytanın
Satanist Çocukları İstanbul’a Geliyor” başlıklı haberi sonrasında sosyal
medyada organize edilen kampanya üzerine, dini değerleri aşağıladıkları
iddiasıyla hedef gösterilen Slaughter to Prevail ve Behemoth gruplarının
İstanbul’da gerçekleştirmeyi planladıkları konserler, Beşiktaş Kaymakamlığı
tarafından “toplumsal değerlerle bağdaşmadığı” gerekçesiyle yasaklanmıştır.
Ayrıca aynı karar kapsamında, ilgili mekânda iki gün süreyle tüm etkinliklerin
yasaklanması, yalnızca belirli bir konserin değil, kültürel ve sanatsal
faaliyet alanının bütünüyle hedef alındığını göstermektedir.
Sanat ve ifade özgürlüğü, Türkiye
Cumhuriyeti Anayasası’nın 26. ve 27. maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesi’nin 10. maddesi kapsamında güvence altındadır. Bu güvenceler
uyarınca sanatsal ifade; yalnızca çoğunluk tarafından benimsenen ya da “makbul”
görülen düşünce ve estetik anlayışları değil, rahatsız edici, aykırı veya
alışılmışın dışında bulunan ifadeleri de kapsar.
Yasal mevzuat uyarınca kamu otoritelerinin
kamu düzeni ve güvenliğini koruma yetkisi sınırsız değildir. Bu yetki ancak
kanuni bir dayanağın bulunması, demokratik toplum düzeni açısından zorunluluğun
somut ve geçerli gerekçelerle ortaya konulması ve her hâlükârda ölçülülük
ilkesine uyulması şartıyla kullanılabilir.
“toplumsal değerlerle bağdaşmama”
gibi soyut ve geniş ifadeler, temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması
bakımından belirlilik ve öngörülebilirlik kriterlerini karşılamamaktadır. Soyut
“toplumsal hassasiyet” iddiaları ise tek başına sanat özgürlüğünü ortadan
kaldırmaya yeterli bir gerekçe oluşturmaz.
Bir etkinliğe yönelik tepki
ihtimali, demokratik hukuk devletinde yasaklama gerekçesi değil; tam tersine,
kamu otoritelerine ifade özgürlüğünü koruma yükümlülüğü yükleyen bir durumdur.
Devletin görevi, farklı düşünce ve yaşam tarzlarının barış içinde bir arada var
olmasını güvence altına almak; belirli kültürel tercihleri koruyup diğerlerini
dışlamak değildir.
Sanatsal faaliyetlerin idari
makamlarca geniş ve genel yasak kararlarıyla engellenmesi, kültürel çoğulculuğa
zarar vermekte ve ifade özgürlüğü alanını daraltmaktadır. Bu tür uygulamalar,
keyfî müdahale ve hukuk devleti ilkesinden uzaklaşma algısını
güçlendirmektedir.
Sanat özgürlüğü demokratik
toplumun vazgeçilmez unsurlarındandır. Çoğulculuk, hoşgörü ve farklılıklara
saygı olmaksızın demokrasi düşünülemez. Yetkili makamları, sanat ve ifade
özgürlüğünü koruma yükümlülüklerine uygun davranmaya; yasak kararını kaldırmaya
davet ediyoruz.
İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi
