AYŞENUR ZARAKOLU’NU ÇOK ÖZLÜYORUZ!
İnsan Hakları
Derneği’nin kurucularından, sevgili arkadaşımız ve ablamız Ayşenur
Zarakolu’nun bugün 24. ölüm yıl dönümü. Onun eksikliğini her geçen gün
daha derinden hissederek yaşıyoruz.
Ayşe Zarakolu,
Antakya’da geçen ve farklı kültürlerle yoğrulmuş çocukluğunu tüm yaşamına
taşımış bir insandı. İnsanları etnik kimlikleri, inançları ve cinsiyet
kimlikleri nedeniyle hiçbir ayrım gözetmeden seven; yaşamını insan hakları
mücadelesine adamış biriydi. Hukuk fakültesini yarıda bırakıp sosyoloji okumayı
tercih etmişti; ancak her zaman devrimci bir duruşu vardı ve bu duruş onu insan
hakları hareketinin içine taşıdı.
1986 yılında
kurulan İnsan Hakları Derneği’nin, kuruluş sürecinden itibaren çalışmalarında
yer aldı ve derneğin kurucularından biri oldu. Bilindiği gibi İnsan Hakları
Derneği, 12 Eylül faşist askeri darbesinin ardından kurulan ilk sivil toplum
örgütüdür. O dönem cezaevleri düşünceleri nedeniyle tutulan çok sayıda mahpusla
doluydu; idam cezası gündemdeydi. Ayşe Zarakolu, yaşamının büyük bir bölümünü
cezaevlerindeki mahpuslara destek olmaya adadı. O yıllarda cezaevinde olup da
hayatına dokunmadığı insan neredeyse yoktu. Mahpusların el yazısıyla kaleme
aldıkları savunmaları daktiloya geçirir, sabahlara kadar çalışarak
savunmalarını hazırlardı.
İnsan Hakları
Derneği’nin kuruluşunda, cezaevindeki mahpus yakınlarıyla ve aydınlar,
yazarlarla birlikte yer aldı. Çok zor dönemlerdi. İnsan hakları savunucusu
olmak, tavır almak, dernek kurmak büyük cesaret istiyordu. Ayşe Zarakolu da,
onunla birlikte yol yürüyen diğer insanlar gibi bu görevi büyük bir cesaretle
yerine getirdi. Bugün İnsan Hakları Derneği 40. yılını kutlayabiliyorsa, bunda
Ayşe Zarakolu’nun payı çok büyüktür.
Ayşe Zarakolu,
düşünce ve ifade özgürlüğü mücadelesinin ve idam cezasına karşı yürütülen
kampanyaların en ön saflarında yer aldı. Bu mücadeleler için çok emek verdi,
çok zaman harcadı. 90’lı yılların başından itibaren Kürdistan’da uygulanan ve
ağır hak ihlallerine yol açan güvenlikçi politikalara karşı korkusuzca mücadele
etti. Heyetlerde yer aldı, raporların hazırlanmasına katkı sundu. İnsan
haklarını savunurken hiçbir ayrım gözetmedi; etnik kimlik, inanç ya da cinsiyet
kimliği fark etmeksizin hakları ihlal edilen herkesin yanında oldu. Bu nedenle
çok sevilen ve saygı duyulan bir insandı.
Ayşe Zarakolu,
ifade özgürlüğü mücadelesinde de son derece önemli bir yere sahiptir.
Kürtlerden söz etmenin dahi yasak olduğu dönemlerde Devletlerarası Sömürge
Kürdistan kitabını yayımlamayı göze aldı. Kurucusu olduğu Belge Yayınları
aracılığıyla, Ermeni Soykırımı üzerine yayımlanan ilk kitapların basılmasını da
sağladı. İfade özgürlüğü alanında verdiği mücadele nedeniyle birçok
uluslararası ödüle layık görüldü.
Ayşe Zarakolu,
yaşamının neredeyse tamamını insan hakları mücadelesine adadı; adeta özel bir
hayatı yoktu. Hayatını kaybetmeden bir gün önce bile çevresindekilerle insan
hakları ihlallerini konuşuyor, “Ne olacak?” diye soruyordu. 28 Ocak 2002
tarihinde yakalandığı kanser hastalığı nedeniyle aramızdan ayrıldı. O günden bu
yana insan hakları hareketi büyük bir eksiklik yaşamaktadır.
Ayşe Zarakolu,
insan hakları mücadelesi içinde etkisi her an hissedilen, çok değerli bir
insandı. Bu nedenle her ölüm yıl dönümünde onu anıyor; her doğum gününde ise
onun adına verilen düşünce ve ifade özgürlüğü ödüllerini dağıtmaya devam
ediyoruz. İnsan hakları savunucuları olarak Ayşe Zarakolu’na çok şey borçluyuz.
Onu çok seviyor,
çok özlüyoruz.
