Suriye ve Rojava’da Kadınlara Yönelik Savaş Suçlarına İlişkin Acil Çağrı
Birleşmiş
Milletler’e,
Avrupa
Birliği Kurumlarına Ve Üye Devletlere,
Uluslararası
Insan Hakları Örgütlerine Ve Kadın Temsilcilere,
Dünya egemen güçlerinin açık ya da örtük
desteğiyle Suriye’de faaliyet yürüten HTŞ bağlantılı silahlı grupların, HTŞ
tarafından oluşturulan geçici yönetim bünyesinde; Alevilere, Dürzilere,
Kürtlere, Ermenilere ve bölgede yaşayan diğer halklara yönelik sürdürdüğü
sistematik saldırılar, artık tüm dünya kamuoyunun bilgisi dâhilindedir.
Bu saldırılar, özellikle kadınlar ve kız
çocukları açısından ağır ve onarılamaz sonuçlar doğuran savaş suçları niteliği
taşımaktadır. Son olarak 6 Ocak 2026 tarihinde Halep’in Şeyh Maksut ve
Eşrefiye mahallelerinde gerçekleşen ve başta Kürtler olmak üzere bölge
halklarını hedef alan saldırılar, uluslararası insancıl hukukun açık
ihlalleridir. Tüm dünyanın gözleri önünde bir kadının cansız bedeninin bir
inşaattan aşağı atılması, kadınlara yönelik bu vahşetin ulaştığı boyutu gözler
önüne sermektedir.
Kamuoyuna yansımayan; ancak sahadan gelen
güvenilir bilgilerle teyit edilen çok sayıda cinsel saldırı, cinsel işkence,
zorla alıkoyma ve tehdit, kadın bedeninin savaşın bir silahı hâline
getirildiğini açıkça göstermektedir. Bu suçlar münferit değil; bilinçli,
örgütlü ve sistematik bir şiddet politikasının parçasıdır.
Bugün Rojava’da Kürtlerin yoğun olarak
yaşadığı Haseke ve Kobane kentleri başta olmak üzere, bölgedeki kadınlar ve
kız çocukları ciddi ve yakın bir tehdit altındadır. Tarihsel olarak tüm
savaşlarda olduğu gibi, Suriye’de süren bu çatışmalarda da en ağır bedeli
kadınlar ödemektedir. Kadınların yaşam hakkı, beden bütünlüğü, onuru ve özgürlüğü
doğrudan hedef alınmaktadır.
Uluslararası hukuk, uzun yıllar boyunca savaş
koşullarında kadınlara yönelik şiddeti görmezden gelmiştir. Birinci ve İkinci
Dünya Savaşları sırasında binlerce kadının maruz kaldığı cinsel şiddet, Tokyo
ve Nürnberg Mahkemeleri’nde savaş suçu olarak dahi değerlendirilmemiştir. Ancak
Bosna ve Ruanda’da yaşanan soykırım ve katliamlar sonrasında, kadınların kendi
mücadeleleri sayesinde uluslararası hukukta önemli bir eşik aşılmış; savaşta
kadına yönelik cinsel şiddet açık biçimde savaş suçu ve insanlığa karşı suç
olarak tanınmıştır.
Bugün gelinen noktada ise Suriye’de ve
özellikle Rojava’da; Kürt, Alevi, Ermeni, Dürzi ve diğer yerleşik halklardan
kadınlara karşı HTŞ bağlantılı silahlı gruplar tarafından yoğun ve
sistematik savaş suçları işlenmeye devam etmektedir. Buna rağmen başta
dünya egemen güçleri olmak üzere, uluslararası insan hakları mekanizmalarının
sergilediği sessizlik kabul edilemezdir.
Bu nedenle bizler, insan hakları savunucusu kadınlar olarak;
-Birleşmiş Milletler’in özellikle 1325 sayılı “Kadın, Barış ve Güvenlik” kararını,
-Avrupa Birliği’nin ve üye devletlerin taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmelerini
bir kez daha hatırlatma gereği duyuyoruz.
Birleşmiş Milletler, savaşları önlemek ve
sivilleri korumak amacıyla kurulmuş bir kurumdur ve bünyesinde kadına yönelik
şiddetle ilgili özel mekanizmalar bulunmaktadır. Bu mekanizmaların, Suriye ve
Rojava’da kadınlara karşı işlenen savaş suçları karşısında açık, net ve
bağlayıcı bir tutum alması zorunludur. Aynı şekilde, Avrupa Birliği
kurumlarında görev yapan başta kadın milletvekilleri olmak üzere tüm
temsilcilerin, kadınlara yönelik bu ağır suçlar karşısında sessiz kalmaması
gerektiğine inanıyoruz.
Bizim yaşadığımız coğrafya, Suriye’deki savaşın
etkilerini en yakından hisseden coğrafyalardan biridir. Orada yaşanan her yeni
saldırı, her yeni ihlal; bizleri de doğrudan etkilemekte, kadınlar olarak bu
şiddet ortamının sonuçlarıyla yüz yüze bırakmaktadır.
Bu nedenle öncelikle Birleşmiş Milletler ve
Avrupa Birliği bünyesinde görev yapan kadınlara, bizlerle dayanışma içinde
olmaları; Suriye ve Rojava’da işlenen savaş suçlarına, özellikle kadınlara
ve kız çocuklarına yönelik şiddete karşı açık bir tutum almaları çağrısında
bulunuyoruz.
Bu metni; yaşananları bir kez daha hatırlatmak,
sessizliğin son bulmasını talep etmek ve uluslararası kadın dayanışmasını
büyütmek amacıyla kaleme aldık.
Yanımızda olmanızı, ses çıkarmanızı ve
sorumluluk almanızı bekliyoruz.
Saygılarımızla,
İHD Merkezi
Kadın Komisyonu