Logo
İnsan Hakları Derneği
Bakırköy Hapishanesinde Yaşanan Hak İhlallerine Karşı Ortak Basın Açıklaması

Bakırköy Hapishanesinde gerçekleştirilen koğuş değişikliği sürecine ilişkin olarak mahpuslarla yapılan görüşmelerde tuttuğumuz notlar, bu sürecin hukuka ve insan onuruna aykırı biçimde yürütüldüğünü; mahpusların temel haklarının ihlal edildiğini açıkça ortaya koymaktadır.


Kasım ayında, iki koğuşun birleştirilmesi gerekçesiyle mahpuslarla bir görüşme yapılmıştır. Bu görüşmede, B-4 koğuşunda tadilat yapılacağı, bu nedenle mahpusların B-3 koğuşuna geçirilmesi gerektiği bildirilmiştir. Mahpuslar, koğuştan çıktıktan sonra tadilat sonrasında siyasi mahpusların yeniden B-4 koğuşuna yerleştirilmeyeceklerini bildiklerini, bu nedenle koğuştan çıkmak istemediklerini ifade etmişlerdir. İdare ise söz konusu uygulamanın tadilat değil, adli koğuşların aşırı kalabalık olması nedeniyle B-4 koğuşunun boşaltılmak istendiğini ve buraya adli mahpusların yerleştirileceğini belirtmiştir.


Adli mahpusların maruz kaldığı koşullar siyasi mahpusların sorumluluğunda olmamasına rağmen; idare, hapishane kapasitesinin üzerinde mahpus barındırıldığını ileri sürerek insan onuruna aykırı koşulları dayatmak istemiştir. Yapılan görüşmeler sonucunda mahpuslar, koğuşu boşaltacaklarını beyan etmiş ve aralık ayı sonunda koğuşun boşaltılacağı yönünde karar alınmıştır.


19 Aralık sabahı saat 09.00’da, teknik bir arızayı onarmak gerekçesiyle bir ekip koğuşa girmiş, telefon kabinlerini kilitleyerek koğuştan ayrılmıştır. Akabinde müdür, koğuş temsilcisi olan mahpusu görüşme yapmak üzere odasına çağırmıştır. Mahpus, görüşmeye giderken Robocop kıyafetli personellerle dolu bir koridordan geçirilmiştir. Müdür, o gün koğuşun kesin olarak boşaltılması yönünde savcılıktan talimat geldiğini ifade etmiştir.


Yapılan görüşmede; koğuş değişikliği konusunda Aralık ayı sonu için bir anlaşmaya varıldığı, koğuşta hasta ve engelli mahpusların bulunduğu, bir gün içerisinde tüm eşyaların toplanmasının mümkün olmadığı belirtilmiş ve hazırlık için makul bir süre talep edilmiştir. Görüşmenin ardından mahpus koğuşuna dönmüştür.


Saat 11.00 civarında, yaklaşık 50 Robocop kıyafetli ve 50’ye yakın resmi kıyafetli hapishane personeli koğuşa girmiştir. İçeri giren personel, bunun savcılık talimatı olduğunu, koğuşun aynı gün boşaltılacağını, mahpusların “lüks içinde yaşadığını”, “farklı muamele görmek istemiyorsanız buradan çıkın gibi tehditkâr ifadelerde bulunmuştur. Ayrıca Robocop kıyafetli personeli işaret ederek “devletin büyüklüğünü göreceksiniz” şeklinde söylemlerde bulunmuşlardır. Öncelikle hasta ve yaşlı mahpusları koğuş dışına çıkarmaya çalışmışlardır.


Mahpuslar, bunun bir saldırı hazırlığı olduğunu düşünerek hasta mahpusları koğuş dışına çıkarmış ve koğuş boşaltma sürecine ilişkin diyalog yolunu sürdürmüştür. Eşyalarını toplamak için yeterli süre talep etmişlerdir. Ancak idare, mahpusların eşyalarını toplamalarına dahi izin vermeyeceklerini, derhal koğuşu boşaltmaları gerektiğini bildirmiştir. Eşyaların personel tarafından toplanıp diğer koğuşa taşınacağı belirtilmiştir.


Sonuç olarak, beş mahpus koğuşta kalarak tüm eşyaları toplamakla görevlendirilmiş; diğer mahpuslar ise Robocop kıyafetli personelin arasından geçirilerek başka bir koğuşa götürülmüştür. Hâlihazırda mahpusların kendi imkânlarıyla satın aldıkları eşyaların önemli bir kısmı idare tarafından kendilerine teslim edilmemiştir.


Mahpusların yerleştirildiği koğuşun fiziki koşulları son derece kötü durumdadır. Duvarlar nemden kabarmış, sıvalar dökülmüş; pencere ve demir kapılar paslı; elektrik tesisatı çalışmaz hâlde; sular kirli akmaktadır. Bu koşullarda, mahpusların sağlık güvenceleri bulunmamaktadır.

Bu coğrafyada 19 Aralık 2000 tarihinde, 20 hapishanede eş zamanlı operasyonlar düzenlenmiş; üç gün süren ve televizyonlardan canlı yayınlanan bu operasyonlarda 30 mahpus yaşamını yitirmiş, yaklaşık 300 mahpus yaralanmıştır. Bu katliamın tam da 25.  yıldönümünde benzeri bir müdahalenin gerçekleştirilmesi, toplumsal travmayı yeniden tetiklemekten öteye geçmemektedir.


Nitekim operasyon sırasında koğuşa giren bazı görevlilerin “devletin gücünü göreceksiniz” şeklindeki söylemleri ve Robocop kıyafetleri, yaşananların sıradan bir cezaevi düzenlemesi ya da koğuş değişikliği olmadığını, toplumsal barışın konuşulduğu bu dönemde sürecin ruhuna da aykırı olduğunu göstermektedir. Bu belirlemeler ile Bakırköy Başsavcılığının bugün konuya ilişkin yaptığı ve hiçbir olumsuzluk yaşanmadığına dair açıklaması arasındaki fark ortada olup takdir kamuoyunundur.


Netice itibarıyle, aşağıda imzası bulunan kurumlar olarak; hapishanede yapılan bu operasyon niteliğindeki yaklaşımı ve hapishane koşullarını konuşmak üzere idareyle görüşmeyi talep etmişsek de görüşme sağlanamadığından bugün burada taleplerimizi kamuoyuyla paylaşıyoruz. Hapishanelerin sivil toplum kuruluşlarının denetimine açık hale getirilmesini, Tüm mahpuslar için insan onuruna yaraşır yaşam koşullarının sağlanmasını, mahpuslara yönelik yıllardır süregelen psikolojik ve diğer her türlü şiddet ile keyfi uygulamalara son verilmesini, temel ihtiyaçlara erişimin güvence altına alınmasını ve hukuksuz biçimde el konulan eşyaların derhal mahpuslara teslim edilmesini tüm adli ve idari makamlardan talep ediyoruz.


İNSAN HAKLARI DERNEĞİ İSTANBUL ŞUBESİ


İSTANBUL BAROSU İNSAN HAKLARI MERKEZİ


ÇAĞDAŞ HUKUKÇULAR DERNEĞİ İSTANBUL ŞUBESİ


MARMARA TUTUKLU VE HÜKÜMLÜ AİLELERİ İLE YARDIMLAŞMA DERNEĞİ


ÖZGÜRLÜK İÇİN HUKUKÇULAR DERNEĞİ


TOPLUM VE HUKUK ARAŞTIRMALARI VAKFI