İNSAN HAKLARI SAVUNUCULUĞU SUÇ DEĞİLDİR, YARGILANAMAZ ! SUNA BİLGİN BİR İNSAN HAKLARI SAVUNUCUSUDUR, DERHAL SERBEST BIRAKILMALIDIR!
Bakırköy Kadın Hapishanesi’nde yaklaşık iki aydır tutuklu bulunan
insan hakları savunucusu ve meslektaşımız avukat Suna Bilgin hakkında açılan
davanın duruşması, 17 Aralık 2025 tarihinde Tunceli 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde
görülecektir.
Suna Bilgin, İnsan Hakları Derneği (İHD) Dersim Şubesi’nin önceki
dönem şube sekreteridir. İnsan hakları savunucusu kimliğiyle, hak ihlallerinin
yaşandığı pek çok alanda basın açıklamalarına katılmış, bu açıklamalarda söz
almış ve çeşitli sivil toplum etkinliklerinde yer almıştır. Hakkında açılan
davanın temelini de, esasen bu faaliyetleri oluşturmaktadır.
Nitekim Suna Bilgin hakkında, Tunceli 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde,
tamamen ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gereken açıklama ve
etkinlikler gerekçe gösterilerek dava açılmış; 2018 yılında ise “örgüt üyeliği”
iddiasıyla 6 yıl 3 ay hapis cezası verilmiştir. Kendisine isnat edilen
“suçlamalar” arasında, Uludere/Roboski’de 34 yurttaşın yaşamını yitirdiği
katliama ilişkin yapılan basın açıklamaları ile Paris’te öldürülen üç Kürt
kadına dair basın açıklamalarına katılması ve bu açıklamalarda söz alması
bulunmaktadır. Ayrıca Tunceli İl Millî Eğitim Müdürlüğü önünde gerçekleştirilen
bir basın açıklamasına katıldığı iddiası da suçlama konusu yapılmıştır. Oysa bu
açıklama ve etkinliklerin tamamının insan hakları mücadelesi kapsamında
değerlendirilmesi gerektiği son derece açıktır.
Suna Bilgin, insan hakları savunucusu olarak İHD’de görev yaptığı
süre boyunca, kolluk güçlerinin baskı ve tehditlerine de maruz kalmıştır. Bu
duruma ilişkin olarak, Tunceli Barosu’nun 2014 yılında Suna Bilgin’in polis
tarafından uğradığı tehdit ve tacizlere dair yaptığı basın açıklaması
kamuoyunun bilgisi dâhilindedir.
Hakkında verilen mahkûmiyet kararının ardından bir süre
İsviçre’de, yakınlarının yanında kalan Suna Bilgin, 2025 yılı Kasım ayında
kendi coğrafyasına dönme kararı almıştır. Yurt dışında yaşamak istemediğini, bu
süreçte annesi dâhil birçok yakınını kaybettiğini ve yasını kendi ülkesinde
tutmak istediğini açıkça ifade etmiştir. Hakkındaki yargılamanın beraatle
sonuçlanacağına duyduğu güçlü inançla, hiçbir kaygı taşımadan Türkiye’ye
dönmüştür. Ancak Türkiye’ye döndükten hemen sonra, 7 Kasım 2025 tarihinde
tutuklanarak Bakırköy Kadın Hapishanesi’ne konulmuştur.
Dosya kapsamı incelendiğinde, Suna Bilgin’e yöneltilen
suçlamaların esasen insan hakları savunucusu kimliğiyle yaptığı basın
açıklamaları ve katıldığı etkinliklerden ibaret olduğu açıkça görülmektedir.
Oysa bu faaliyetler, Türkiye Cumhuriyeti’nin tarafı olduğu Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesi ile güvence altına alınmış ifade ve örgütlenme özgürlüğü
kapsamındadır. Aynı zamanda, Türkiye’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler İnsan
Hakları Savunucularının Korunması Bildirgesi’ne de aykırı bir yargılama söz
konusudur.
Anılan Bildirge’nin 8. maddesinin 1. fıkrası, “Herkesin bireysel olarak ve başkalarıyla birlikte ayrımcı olmayan bir temel üzerinde
ülkesinin yönetimine ve kamusal işlerin yürütülmesine etkin biçimde katılmaya hakkı vardır” hükmünü
içermektedir. Bildirge’nin 11. maddesi ise “Herkesin
bireysel olarak ve başkalarıyla birlikte, yasaya uygun olarak iş ve mesleğini
yapma hakkı vardır” demektedir. Ayrıca 3. madde, insan hakları ihlallerine
ilişkin şikâyet ve başvuru hakkını açıkça düzenlemektedir.
Suna Bilgin, bir avukat ve insan hakları savunucusu olarak, tanık
olduğu ve yaşadığı ihlallere karşı tavır alma sorumluluğunu yerine getirmiş; bu
faaliyetleri İnsan Hakları Derneği bünyesinde, görevinin bir parçası olarak
yürütmüştür. Bu yönüyle, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Savunucularının
Korunması Bildirgesi kapsamında korunması gereken kişilerden biridir.
Suna Bilgin’in kaçma şüphesi bulunan bir kişi olduğu iddiası
gerçeklikten uzaktır. Tutuklamaya gerekçe gösterilen kaçma şüphesinin akıl,
hukuk ve vicdanla bağdaşır bir yönü bulunmamaktadır. Zira kendisi, yurt dışında
bulunmasına rağmen, kendi iradesiyle ve bilerek Türkiye’ye dönmüştür. Örgüt
üyeliği iddiasıyla verilen cezanın, makul şüpheyi aşan somut ve inandırıcı
delillere dayanmadığı da ortadadır.
Bu nedenlerle, insan hakları savunucusu arkadaşımız Suna Bilgin’in
derhal serbest bırakılması gerektiğini düşünüyoruz. Yargılandığı davanın
beraatle sonuçlanmasının kuvvetle muhtemel olduğu dikkate alınarak, hakkında
verilen tutuklama kararının kaldırılmasını, tahliyesine karar verilmesini ve
açılan davanın beraatle sonuçlandırılmasını talep ediyoruz.
İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi -
Türkiye İnsan Hakları Vakfı İstanbul
Temsilciliği